'15 -'11    World Before its Death / Ölmeden Önce Dünya 

color pencils on paper, 150x150, 2014

This drawing is dedicated to a passage in my semi-autobiographical book. In this passage the boy is in a dream where the world is dying and this is the last scene before. 

150x150cm

kağıt üzeri renkli kalem / colored pencil on paper

This drawing is dedicated to a passage in my semi-autobiographical book. In this passage the boy is in a dream where the world is dying and this is the last scene before. 

Bu iş 2014 yılında yazdığım "Amaçsız Çocuk" kitabındaki bir olaydan yola çıkarak yaptığım bir çalışma. Kitaptaki bölüm aşağıdadır.

Boğulmak üzere olan okyanus dünya, Amaçsız çocuğu, paçalarından başlayıp, bir kaç dakika içinde üzerindeki gömleğin en üst düğmesine kadar ıslatıverdi. Ancak bedeninin ısısı o kadar sağlıklı bir kalkan oluşturmuştu ki vücudunun çeperlerine, işte bu yüzden hiçbir ıslaklık hissetmedi.

Gezegeni ısıtmak için ilk başta, dünya üzerinde bulunan neredeyse bütün kömürleri ve petrolleri, kış sobası olarak nitelediği güneşe atarak bir süreliğine de olsa hem daha fazla ısı dağıtmasını sağladı, hem de dünyadaki bütün fosil kaynaklardan kurtuldu. Fosil kaynakların doğa için önemli olduğunu bildiğinden insanın ulaşamayacağı yerlerde de bir tutam bıraktı. Tepesindeki Güneş’in ısı desteğiyle beraber, suyu emebilsinler diye milyarlarca tohum attı Dünya’ya, milyarlarca çiçekle bezedi ağaçların çevresini. Yavaş yavaş büyüyen tohumlar ve çiçekler Dünya’daki fazla suyu çekerek olgunlaşırken, Güneş’te yardımını esirgemeden sağlıklı ve hızlı bir şekilde büyümelerini sağladı.

Ayaklarını okyanusa çarpa çarpa yürümeye devam ederken, azalan suyun altındaki çamurlu kara toprağı filizlenerek aşan ve Güneş’e doğrudan ulaşmaya çabalayan tohumların, minik yeşil yapraklarını görüyordu. O kadar hızlı büyüdüler ki, içinden toprak anaya teşekkür etti. Kara toprak, üzerindeki su örtüsünden yavaş yavaş kurtulurken, içinde barındırdığı akıl almaz güzellikleri hiçbir beklentiye girmeden, beklenti kelimesini bile düşünmeden ortaya çıkardı. Okyanus suyu çekilirken, yürüdü her tarafından fışkıran çiçeklerin, ağaçların, çimlerin, çalıların arasında. Yaktı Güneş tenini. Eriyen ve her tarafta küçük ormanların çıkmasına ön ayak olan suyun çıkardığı buhar, bulutlara dönüşerek sıkı sıkıya toplandı gökte, bembeyaz renginden dökülen damlalar parlattı yeryüzünü, cilaladı yaprakları ve ağaçları. Kenarda saklanmış Güneş’in ısısı düştü amma, yansıttığı ışıkla sayısız gökkuşağı oluşturdu Amaçsız çocuğun çevresinde.

Bir anda o kadar da hızla büyüyeceklerini tahmin edemediği ağaçlar, özgürce büyüyor ve sanki gökleri delip uzaya kadar çıkmaya çabalarken aynı zamanda gövdelerinden fışkıran binlerce çeşit meyve, sebze hızla olgunlaşıyor ve kızarıyordu. Her şey o kadar kısa bir sürede oldu ki otomobil büyüklüğünde domatesler, boyu kadar çalı fasulyeleri, tank büyüklüğünde patlıcanlar, bomba büyüklüğünde cevizler, uçak kadar büyük salatalıklar, Burj Dubai’den daha uzun mısır koçanları, lüks arabalardan ve mücevherlerden daha parlak devasa çilekler, kapı kadar büyük yapraklar ve kendi boylarının neredeyse beş altı, hatta yeşerdiği topraktaki mineral sayısına göre normal boyunun altmışiki katına kadar çıkabilen ağaçlardan bir örtü kaplamaya başlamıştı gezegenin üstünü. Yeryüzüne olan sevgisini beklentisizce sunan ve gezegeni aydınlatan Güneş’in, ışınlarını engelleyecek kadar büyüdüler ve olgunlaştılar, öyle ki üzerlerinde ağırlık yapmaya başlayan meyveleri ve sebzeleri yetiştiren bitkilerin daha fazla ağırlığı taşımaya mecalleri kalmadı.

 

(Amaçsız Çocuk, Sayfa 70)

detay / detail

detay / detail