'17    "No name one"  - site spesific intervention - color pencil, pastel, marker and charcoal on wall - HAHmekan, Istanbul

(tr below)

How do we unconsciously form our environment?

 

I am determined that human beings are so powerful in shaping the environment but the scary point is that this is done even unconsciously. My work reveals the unconscious physical forming effect of humans on their environment.

 

In 2016, after the terrifying bombings in Turkey, I have started to repetitively scribble with a black ink on a white paper to heal my self as an escape. Then I realized that all subjects constantly leave traces behind. So I was intrigued to follow them around to make them visible, as I was sure that they would link to other connections. (https://www.muratyildiz.net/year)

 

"No name one" shows the traces unwittingly left on the walls. I highlighted the frictions, collisions and touches with different colors to freeze the past interactions. Passed relations between subjects are revitalized by covering the traces and bruises they leave behind.  

 

Initial “No name” was done in Istanbul. Second in Den Bosch as one of my graduation projects which is called “No name two”.

"thousands of touches, leans, accidental traces on the walls.

experiences of not fitting in.

kicks, bumps, finger prints... "

(click here link to see "No name two" made in '19)

*

Yüzlerce insanın bir mekanda bıraktığı binlerce iz. Lekeleşmiş parmak izleri, sürtünmeler, ayak izleri, duvara sürten tırnaklar, ojeler ve kazalar. Sığamama deneyimleri. Bırakılan binlerce izin üzerini hangi rengi kullandığıma bakmadan boyadım. Elimde olan bütün renklerle kaza mahallini canlandırdım. 
Ardımızda bıraktığımız izleri ortaya çıkarmak bitmeyecek bir serüven gibiydi, yüzlerce insanla tanıştım onları boyarken. 
Binlerce temas kurdum, binlerce izle. Aslında o kadar çok sürtünüyoruz ve bir o kadar çok iz bırakıyoruz ki çevremize… Farketmeden oluyor çoğu. Bu odadaki bütün izler bir lekeydi mekanı ilk gördüğümde, sonra yavaşça leke olmaktan çıktılar. 

Biz de lekeleniyor muyuz bir diğeriyle her temas kurduğumuzda? Yoksa üzerimize bırakılan her iz görünmeyen bir hediye mi? Bazısı için belki bu lekeler bizi devamlı biz yapan bir yüke dönüşüyor? Her an, her yerde, herkesle sürekli temas halindeyiz ama çoğu zaman kaçınıyoruz bu temastan, bizi daha da ağırlaştırdığı için mi? Üzerimizde kalan izler belki de bizim kim olduğumuzu bize anlatıyor ve görünür oluyoruz. Kendimizle karşılaşıyoruz temas ettikçe. 

"duvarlarında binlerce dokunuş, yaslanış, kazara izler.

sığamama deneyimleri.

tekmeler, çarpmalar, parmak lekeleri..."

(click here link to see "No name two" made in '19)