Denizin tam ortasında Right in the middle of the Sea
2015

245,5x150

Kağıt üzeri kuru kalem Crayon on paper

Ölmeden önce Dünya World Before its Death

2014

ölmeden önce dünya, world before its death, murat yıldız, murat yildiz
ölmeden önce dünya, world before its death, murat yıldız, murat yildiz
ölmeden önce dünya, world before its death, murat yıldız, murat yildiz

Boğulmak üzere olan okyanus dünya, Amaçsız çocuğu, paçalarından başlayıp, birkaç dakika içinde üzerindeki gömleğin en üst düğmesine kadar ıslatıverdi. Ancak bedeninin ısısı o kadar sağlıklı bir kalkan oluşturmuştu ki vücudunun çeperlerine, işte bu yüzden hiçbir ıslaklık hissetmedi.

Gezegeni ısıtmak için ilk başta, dünya üzerinde bulunan neredeyse bütün kömürleri ve petrolleri, kış sobası olarak nitelediği güneşe atarak bir süreliğine de olsa hem daha fazla ısı dağıtmasını sağladı, hem de dünyadaki bütün fosil kaynaklardan kurtuldu. Fosil kaynakların doğa için önemli olduğunu bildiğinden insanın ulaşamayacağı yerlerde de bir tutam bıraktı. Tepesindeki Güneş’in ısı desteğiyle beraber, suyu emebilsinler diye milyarlarca tohum attı Dünya’ya, milyarlarca çiçekle bezedi ağaçların çevresini. Yavaş yavaş büyüyen tohumlar ve çiçekler Dünya’daki fazla suyu çekerek olgunlaşırken, Güneş’te yardımını esirgemeden sağlıklı ve hızlı bir şekilde büyümelerini sağladı.

Ayaklarını okyanusa çarpa çarpa yürümeye devam ederken, azalan suyun altındaki çamurlu kara toprağı filizlenerek aşan ve Güneş’e doğrudan ulaşmaya çabalayan tohumların, minik yeşil yapraklarını görüyordu. O kadar hızlı büyüdüler ki, içinden toprak anaya teşekkür etti. Kara toprak, üzerindeki su örtüsünden yavaş yavaş kurtulurken, içinde barındırdığı akıl almaz güzellikleri hiçbir beklentiye girmeden, beklenti kelimesini bile düşünmeden ortaya çıkardı. Okyanus suyu çekilirken, yürüdü her tarafından fışkıran çiçeklerin, ağaçların, çimlerin, çalıların arasında. Yaktı Güneş tenini. Eriyen ve her tarafta küçük ormanların çıkmasına ön ayak olan suyun çıkardığı buhar, bulutlara dönüşerek sıkı sıkıya toplandı gökte, bembeyaz renginden dökülen damlalar parlattı yeryüzünü, cilaladı yaprakları ve ağaçları. Kenarda saklanmış Güneş’in ısısı düştü amma, yansıttığı ışıkla sayısız gökkuşağı oluşturdu Amaçsız çocuğun çevresinde.

Bir anda o kadar da hızla büyüyeceklerini tahmin edemediği ağaçlar, özgürce büyüyor ve sanki gökleri delip uzaya kadar çıkmaya çabalarken aynı zamanda gövdelerinden fışkıran binlerce çeşit meyve, sebze hızla olgunlaşıyor ve kızarıyordu. Her şey o kadar kısa bir sürede oldu ki otomobil büyüklüğünde domatesler, boyu kadar çalı fasulyeleri, tank büyüklüğünde patlıcanlar, bomba büyüklüğünde cevizler, uçak kadar büyük salatalıklar, Burj Dubai’den daha uzun mısır koçanları, lüks arabalardan ve mücevherlerden daha parlak devasa çilekler, kapı kadar büyük yapraklar ve kendi boylarının neredeyse beş altı, hatta yeşerdiği topraktaki mineral sayısına göre normal boyunun altmışiki katına kadar çıkabilen ağaçlardan bir örtü kaplamaya başlamıştı gezegenin üstünü. Yeryüzüne olan sevgisini beklentisizce sunan ve gezegeni aydınlatan Güneş’in, ışınlarını engelleyecek kadar büyüdüler ve olgunlaştılar, öyle ki üzerlerinde ağırlık yapmaya başlayan meyveleri ve sebzeleri yetiştiren bitkilerin daha fazla ağırlığı taşımaya mecalleri kalmadı. (Amaçsız Çocuk, Sayfa 70)

 

150x150 cm

Kağıt üzerine kalem Pencil on paper

Kumaşın aldığı biçimden oluşan uçsuz bucaksız sıra dağları
Immense chain of mountains formed on the bedspread
2014
sıra dağları, desen, murat yıldız, siyah beyaz, dalga, wave
sıra dağları, desen, murat yıldız, siyah beyaz, dalga, wave

Çok yüksek bir dağın tepesinde, santimlerce yükseklikteki bir uçurumun kenarına kadar gelip, hiçbir korku duymadan yerleştirdiği yastığından, santimlerce uzağa kadar süren engin manzarayı, olabilecek en geniş perspektiften ve yükseklikten görmeye başlamıştı sanki. Koyu beyaz çarşafın üstündeki bedeninin, birkaç dakika yerinde döndükten sonra en rahat uyku pozisyonunu bulmasıyla, kumaşın aldığı biçimden oluşan uçsuz bucaksız sıra dağları; yüksek tepelerin üzerindeki birkaç uzun ve kısa saç tanelerinden meydana gelen çıkmaz yolları; kıvrımların aralarında oluşan krem rengi derin vadileri; kurumuş beyaz gölleri; çocukluğunda çizdiği yusyuvarlak elma ağaçlarına benzer, üzerindeki kıyafetlerden dökülmüş siyah, beyaz ve kırmızı topaklanmış pamuklardan oluşan ağaçları; çarşafın üzerindeki simetrik olarak dağılan desenlerin ortaya çıkardığı ve manzaranın her yerinden fışkıran yüzlerce lavanta bahçesini; üzerine örttüğü çarşafın oluşturduğu gökyüzünü ve altındaki kapkara bulutları; yatak odasının penceresinden girip üzerindeki gökyüzünü delen dolunay ışığının, üstündeki çarşafın boş ilmiklerinden geçerek ortaya çıkardığı yıldızları; uçuşan birkaç toz tanesinden meydana gelen kuşları ve bulutların üzerindeki geometrik desenleri, zifiri karanlık bir atmosfer içinde çok yüksek bir dağın tepesinden keyifle ve şaşkınlıkla izliyor ve manzaranın üzerine titriyordu. 

 

70x100 cm

Kağıt üzerine mürekkep Ink on paper

Hışırtı, Gökyüzü, Huzur, Meltem, Uyuklama
Rustle, Sky, Peace, Breeze, Napping
2014
ağaçlar, murat yıldız, kavak ağacı, resim, desen

Eve döneceği sapağa ulaştığında, upuzun kavak ve selvi ağaçlarının tepelerine vuran yumuşak rüzgarın yaydığı huzurlu hışırtıları duyunca, fark etti ki arkasından veya önünden gelebilecek herhangi bir vurdumduymazlık eseri karşılaşabileceği bir ölüme karşı takınmaya başladığı tavırdan beri, hiçbir otomobil geçmemişti. 

 

46x130 cm

Kağıt üzerine kalem Pencil on paper

ağaçlar, murat yıldız, kavak ağacı, resim, desen
Kökleri Betona Hapsolmuş Ağaçlar
Trees Which the Roots are Imprisoned in the Concrete
2014

Sadece kafasını ve gözlerini hareket ettirerek izleyebildiği doğa, kendini sakince toparlamaya ve temizleye başladı. Havadaki bütün karanlık yavaşça yere düştü ve gökyüzü ayan beyan ortaya saçıldı. Gök masmavi, görüş mesafesi bir cam gibi tertemiz olmuştu. Arada hafifçe esen rüzgar havadaki ve karadaki bütün kara tozları süpürerek yeryüzünün griliğini olabildiğince ortaya çıkarıyordu. Ama arada sert estikçe, betonun tamamen içine alamadığı, bir kısmı açıkta kalıp kuruyarak paramparça olmak üzere olan ağaçları, koca yapraklar ve meyvelerin kuru saplarını aşındırıyor ve parça parça kopararak beraberinde sürüklüyordu. Gezegenin her hücresini parçalara ayırıp yıkan ve acı izler bırakıp şiddet uygulayan karışıklıktan sonra artık her biri, geçen zamanın aynasına dönüşen cansız ağaçlar, meyveler, kara toprak, kara toz ve gezegenin üzerinde açıkta kalan herhangi bir şey, zaman geçtikçe ve rüzgar sert estikçe yeryüzünden silinmeye başladı. Bir süre sonra hızı ve şiddeti önemsizleşen her esintiyle beraber, gri betonun üzerinde kalabilmeyi başarmış ne varsa, fiziksel olarak mekandan tozlaşarak ayrılırken, beraberinde gölgelerini de götürüyordu. Dolayısıyla bu durum, Amaçsız çocuğun zaman ve mekan algısını yavaştan kaybetmesine yol açarak, şimdiye kadar koruduğu akıl sağlığını da yitirmesine ve kendisinin de bir anıya dönüşerek kuruduktan sonra yavaşça parçalanarak yok olmasına, en azından düşünce bazında zemin hazırladı; çünkü o da ağaçlar gibi gezegen üzerinde yaşayan ve yıkımdan büyük hasarlarla çıkan bir canlıydı. (Amaçsız Çocuk, Sayfa 76)

 

46x120 cm

Kağıt üzerine kalem Pencil on paper

"Huzursuz" serisi

2011

Yarışma programları, kadın programları, haberler ve reklamların oluşturduğu, gündüz saatlerinde evlerden yayılan TV gürültüsü eşliğinde yapılmış desenler.

Çalışma üç adet resimden oluşmakta.

Huzursuz I

128x86 cm, Kağıt üzerine mürekkep

Huzursuz II

150x130 cm, Kağıt üzerine mürekkep

Huzursuz III

150x120 cm, Kağıt üzerine mürekkep